Amerika Macerası – Las Vegas

Yıl 2011, aylardan Nisan… Yüksek lisans tezimde son aşamalara gelmiş, mezun olabilmek için istenen koşullardan biri olan hazırladığımız “Effecient Aspect Assignment in Heterogenuous Distributed Systems” adlı bildiriyi yayınlayıp  sunabilecek uluslararası bir konferans arayışı içindeyiz. Derken beklediğimiz cevap Amerika’dan, Las Vegas’da 18-21 Temmuz 2011 tarihleri arasında yapılacak olan “The International Conference on Software Engineering Research and Practice” adlı konferanstan geldi. Böylece benim için de Amerika macerası başlamış oldu.

İlk işimiz konferansa kayıt ile ilgili gerekli işlemleri tamamlayıp, bildirimize son şeklini vererek 465$ tutarındaki kayıt ücretini ilgili hesaba yatırmak oldu. Bu aşamadan sonra ulaşım ve konaklama problemlerini gidermek için araştırmalara koyuldum. Asıl amacım konferansa katılmak da olsa Amerika’ya gitmişken gezmeden dönmek olmazdı. Ben de planımı buna göre yaparak konferans süresi boyunca 5 gün Las Vegas’da kalıp ardından Los Angeles’e geçip 5 günümü de burada geçirmeyi kararlaştırdım. Toplamda 10 gün sürecek bu Amerika macerasının en güzel tarafı da ulaşım ve konaklama masraflarının büyük bir bölümünü o zamanlar memur olarak çalıştığım İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından karşılanıyor olmasıydı.

Ulaşım

İstanbul’dan Las Vegas’a doğrudan uçuşlar olsa da (doğrudan uçuşlar gidiş-dönüş 4000-5000 TL civarındaydı) daha ekonomik olan aktarmalı uçuşları araştardım ve en uygun fiyatların American Airlines’da olduğunu gördüm. American Airlines’ın Türkiye’deki acentalığını Kabataş’da bulunan TAL Aviation Turizm ismimli bir şirket yürütmekteymiş. Bizzat bu şirkete giderek seçenekler üzerinden görüştük ve gidiş için Las Vegas’a Londra ve Chicago üzerinden iki aktarmalı, dönüş için ise Los Angeles’den yine Londra üzerinden tek aktarmalı uçuşları seçtik. Ayrıca Las Vegas’dan Los Angeles’e geçiş için de bir uçuşa kayıt yaptırdık. Tüm bu uçuşlar bana herşey dahil (uçuş+vergi+acenta) 2238 TL’ye maloldu. American Airlines’ın Türkiye’ye uçuşları bulunmuyor. Bu sebeple hem gidişte hem de dönüşte İstanbul-Londra arasında American Airlines’ın anlaşmalı olduğu THY kullandık.

Konaklama

Konaklama için bir arkadaşımın tavsiyesi ile hotwire.com adlı bir web sitesini kullandım. Konaklamak istediğiniz şehri seçiyorsunuz ve site size o şehirdeki bölgeleri harita üzerinde gösteriyor. İstediğiniz bir bölgeyi seçtiğinizde ise site size o bölgede yer alan otelleri tüm özellikleri (sunulan hizmetler, otobüs ve metro duraklarına yakınlık vb.) ile ancak isim ve tam bir adres vermeden listeliyor. Listede her bir otel için müşteri memnuniyetine göre kaç yıldız aldığını ve elbette gecelik fiyatını da görebiliyorsunuz. Ne zaman ki seçtiğiniz otel için kredi kartı ile ödeme yapıyorsunuz site o zaman size otelin adını ve tam adresini gösteriyor. Sonrasında tek yapmanız gereken sitesinin size verdiği referans numarası ile otele giriş yapmak. Bu şekilde site üzerinde yapmış olduğum kayıtlar sonucu Las Vegas’ta Polo Towers Suites adlı otel için geceliğine 55$, Los Angeles’da Holiday Inn adlı otel için ise geceliğine 74$ ve böylece toplamda konaklama için 645$ harcamış oldum.

Vize

Konaklama ve ulaşım problemlerini çözdükten sonra sıra vize işlemlerine geldi. Vize için ilk olarak Amerika Konsolosluğu web sitesinde yer alan ilgili başvuru formunu doldurup görüşme için gerekli randevuyu aldım. Görüşme ile ilgili olarak internette araştırma yaptığınızda ortaya çıkan ortak sonuç, vize alabilmek için konsolosluktaki görevliyi Amerika’ya mantıklı bir sebeple gidiyor olduğunuza ve sonrasında döneceğinize inandırmak, Amerika’da geçireceğiniz süre boyunca maddi sıkıntı çekmeyeceğinizi ispatlamaktır. Bu sebeple, görüşme gününe kadar vize almayı kolaylaştıracak tüm belgeleri (konferans kabul belgesi, bildiri, lisans diploması, öğrenci belgesi, transcript, tapu, maaş bordrosu, banka hesap cüzdanları, uçak bileti, otel rezarvasyonları vb) topladım. Ne var ki görüşme esnasında görevli sadece uçak biletini alıp almadığımı ve Amerika’da nerelerde konaklayacağımı sordu ve topladığım  belgelere bakma gereği duymadan vize işlemlerimi onayladı. Böylece 2021 yılına kadar geçerli olan 10 yıllık Amerika vizesine sahip olmuş oldum.

Yolculuk

16 Temmuz’da Türkiye saati ile 13:00’de İstanbul Atatürk Havaalanı’ndan kalkan THY uçağı ile 4 saatlik bir uçuşun ardından Londra’ya vardık. Burada 2 saatlik bir bekleyiş sonrası İngiltere saati ile 17:00’de Amerikan Havayolları’na ait bir uçakla Chicago’ya doğru olan 8 saatlik uzun yolculuğumuza başladık.

Yolda tüm yolculara dağıtılan mavi formu doldurduk. Bu formda yanınızda (bagajınızda) bulunan nakit para ile birlikte tüm değerli eşyaları (cep telefonu, fotoğraf makinesi, …) ve ayrıca gıda, ilaç gibi tüketim ürünlerini yazmanız isteniyor. Chicago Ohare Havaalanı’na indiğimizde yerel saatler 20:00’yi gösteriyordu ve ilk iş olarak Amerikan vatandaşı olmayanlar için zorunlu olan beyaz formu doldurduk. Bu formda da Amerika’da konaklayacağınız adresleri ve varsa tanıdığınız kişileri yazmanız isteniyor. Formları gişede bulunan güvenlik görevlisine teslim ettik. Pasaport kontrolü ile birlikte, parmak izlerimiz alındı ve seyatimiz ile ilgili genel sorular soruldu. Onay işleminin ardından bagaj bölümüne geçtik ve burada bagaj kontrolü yapıldı. (bagajlar tek tek açılarak arama yapıldı) Tüm bu prosedürlerin ardından nihayet sorunsuz bir şekilde Amerika’ya giriş yapmış oldum. Saat 22:00’de kalkacak olan Las Vegas uçağı için dış hatlar terminalinden iç hatlar terminaline geçiş yaptım ve güvenlik kontrollerinin ardından ucu ucuna uçağa yetiştim. (2 saatlik aktarma süresi neredeyse yetmiyordu) Las Vegas’a geldiğimizde yerel saatler 24:00’ü gösteriyordu ve böylece aktarmalar esnasındaki süreler ile birlikte yaklaşık  20 saatlik bir yolculuğu tamamlamış oldum.

Las Vegas Strip

Las Vegas’ın günah şehri olarak anılmasına neden olan kumarhaneleri ve lüks otelleri şehrin ortasından geçen Las Vegas Strip olarak adlandırılan yaklaşık 6,5 km’lik cadde üzerine sıralamıştır. Işıklandırmalar ve çeşitli görsel şovlarla süslenen bu cadde günün 24 saati insanlarla dolup taşmaktadır.

Cadde üzerindeki her bir otel belirli bir konsepte göre tasarlanmış olup oldukça büyüktür. Öğrendiğim bilgiye göre birbirine benzeyen iki bloktan oluşan 2005 yapımı yaklaşık 5 bin yatak kapasiteli Encore-Wynn otelinin maliyeti 5 milyar dolarmış. Otellerde uzun süre dışarı çıkma gereksinimi duymadan tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz en ufak ayrıntılar (alışveriş merkezleri, restoranlar, sinema ve eğlence salonları, yüzme havuzları, müzeler, …) dahi bulunmaktadır.

Yaz aylarında hava sıcaklığı 45 derecenin üzerine çıktığı söyleniyor. (Nitekim ben açık havada yer alan tabelasında 109 F yani yaklaşık 43 C gördüm). Bu nedenle insanlar çoğu vakitlerini otellerin içinde geçiriyor. Hemen hemen her otelde ücretli ve ücretsiz olarak çeşitli gösteriler sergileniyor ki bu gösterilerin çoğu dünyaca ünlü. Tüm otellerde giriş katının ön bölümü kumarhane, arka bölümü ise alışveriş merkezi olarak tasarlanmış.

Kumarhane bölümünde insanların zamanın nasıl geçtiğini farketmemesi için herhangi bir pencere ya da saat yok. Bununla birlikte çok sayıda güvenlik kamerası dikkati çekiyor. Bu bölümler tüm insanlara açık olup ziyaret için otelde konaklama zorunluluğu bulunmamaktadır. İşin ilginç yanı girişte herhangi bir güvenlik işleminin uygulanmaması ve insanların ellerini kollarını sallayarak içeri girebilmesidir. Bir diğer ilginç durum ise otellerin giriş katı seviyesinde birbirleri ile bağlantılı olması ve dışarı çıkmadan bir otelden diğerine geçiş yapılabilmesidir. Hatta otellerde diğer otellere geçiş için yön tarifi yapan tabelalar bile bulunmaktadır. Pek çok otelde belirli bir tutarın üzerinde kumarhanede harcama yaptığınızda otelde konaklama ücresiz olarak sunuluyor. Las Vesas Strip’de otellerin yanında bir de “Fashion Show Mall” adlı bir alışveriş merkezi bulunmakta. Pek çok ünlü markaya ait mağazayı bulabileceğiniz bu alışveriş merkezinden ben de arkadaşım için Apple Store’dan iPhone 4 satın aldım.

Tüm bu oteller içinde benim en çok ilgimi çekenleri aşağıda sıraladım.

1- Bellagio

İtalyan tarzı ile dekore edilmiş Bellagio, Las Vegas’ın en ünlü otellerinden biridir. Ocean’s Eleven ve Ocean’s Twelve adlı macera filmlerine de mekan (Danny Ocean ve ekibinin muhteşem bir planla soyduğu lüks kumarhane) olan bu otelin beni en çok etkileyen tarafı hemen önünde yer alan büyük havuzu ve akşam saatlerinden itibaren belirli aralıklarla sergilenen “Fountains of Bellagio” adlı müzikli su gösterileridir. Otelin bir diğer etkileyici tarafı içinde bulunan görkemli çiçek bahçesidir.

2- The Venetian

Yine İtalyan tarzı ile dekore edilmiş The Venetian otelinin en etkileyici tarafı içinde bulunan oldukça büyük “The Grand Canal Shoppes” adlı alışveriş merkezidir. Bu alışveriş merkezinin en önemli özelliği de içinde Venedik tarzı kanalların bulunması ve insanların gondollarla bu kanallarda gezinebilmesidir. Alışveriş merkezi otel içinde olmasına rağmen tavanlar gökyüzü resimleri ile özel olarak kaplanmış durumda bu da size sanki açık havadaymışsınız izlenimi veriyor. Alışveriş merkezinde ayrıca San Marco Meydanı bulunmakta ki burada çeşitli gösterileri izlemek mümkündür.

3- The Caesars Palace

İtalyan tarzı ile dekore edilmiş bir diğer otel olan The Caesars Palace diğer otellere göre çok daha büyük bir alan üzerine kurulmuş. Adeta Roma’nın küçük bir kopyası olan otelde Collesium, Aşk Çeşmesi gibi pek çok ayrıntı da düşünülmüş. Bu otelde de oldukça büyük “Forum Shoppes” adında bir alışveriş merkezi bulunmaktadır. Bu alışveriş merkezinde her akşam saat başı ücretsiz olarak “The Fall of Atlantis” adlı kardeş kavgası yüzünden batan Atlantis’in hikâyesi gösterilmektedir ki insanlar tarafından büyük ilgi görmektedir.

4- Paris

Adından da anlaşılacağı üzere Paris baz alınarak inşa edilmiş bu otele tamamen Fransız tarzı hakim. Otelin en etkileyici tarafı ise hemen önünde yer alan 150 m yüksekliği ile Eyfel Kulesi’nin bir kopyasının yer alması. Özellikle akşamları ışıklandırması ile şehre ayrı bir hava katan kulenin tepesine çıkıp manzarayı seyretmek mümkün.  Burada ayrıca restoran da bulunmakta. Otelin yanında Şanzelize caddesi ve ünlü Zafer Kapısı da yer almakta.

5- New York New York

Adeta New York’ın bir kopyası olan New York New York otelde şehrin en görkemli yapıları olan Özgürlük Anıtı, Chrysler Binası, Brooklyn Köprüsü gibi pek çok ayrıntı bulunmakta. Bu hali ile de dışarıdan en fazla dikkat çeken otellerin başında geliyor. Otelin en önemli özelliği de tüm bu yapıların etrafını dolaşan büyük bir roller coasterın bulunmasıdır. Benim oldukça zevk aldığım bu roller coasterın yanında başka eğlence araçları da otelde mevcut.

6- Stratosphere

Las Vegas Strip’in kuzeyinde diğer büyük otellerin biraz uzağında kalan bu Stratosphere yapı olarak Ankara’da yer alan Ata Kule’nin bir benzeri ama büyüklük olarak 350 m ile yaklaşık iki katı büyüklükte. Kulenin tepesine 12$’lık bir ücret karşılığı çıkıp şehrin enfes manzarasını isleyebilirsiniz. Asıl olay kulenin tepesinde yer lan lunaparkta. Serbest düşüş, salıncak ve ufak bir trenden oluşan 3 farklı eğlence aracı 350m yükseklikte heyecan severlere sunulmuş durumda. Hepsini denemekle birlikte benim en çok beğendiğim salıncak oldu. Salıncak sizi kuleden alarak boşluğa taşıyor ve burada sallandırıyor.

Konferans

Konferansımız Las Vegas Strip üzerindeki büyük otellerden biri olan Monte Carlo‘da gerçekleşti. 18 Temmuz sabahı konferansa kayıt işlemlerinin ardından büyük bir salonda açılış konuşmaları yapıldı. Öğleden sonra ve sonraki günlerde katılımcıların sunumları paralel oturumlar şekilinde otelin farklı bölümlerinde gerçekleştirildi. İlk günkü açılış konuşmalarına olan katılım oldukça fazlaydı; ancak sunumlara katılım dışarıdaki cazip ortam nedeniyle olsa gerek çok düşüktü. Nitekim konferansın son günü yani 21 Temmuz’da benim yapmış olduğum sunumu da toplam 4 kişi izledi. Ben de çoğunluğa uyup konferansın ilk günü ve sunum yaptığım son gün dışında konferansa uğramadım diyebilirim. Konferans yemeği de ilk günün akşamı yine otelde gerçekleştirildi.

Fremont Street Experience

Şehrin ilk otelleri Las Vegas Strip’in kuzeyinde kalan şehir merkezinde yer almaktadır. Las Vegas Strip ile birlikte bu bölgeye olan ilgiyi tekrar arttırmak için Fremont Street adındaki sokak üstü binlerce ampul kullanılarak oluşturulan bir ekranla kaplanarak akşamları müzikli ışık gösterileri ile süslenmiş. Bu sokakta her köşe başında küçük amatör grupların birbirinden eğlenceli çeşitli gösterileri yer alıyor. Las Vegas’a gelenlerin en az bir akşamını kesinlikle burada geçirmesi öneriliyor.

Grand Canyon

Las Vegas’a kadar gelmişken yakın mesafedeki Grand Canyon’a gitmemek olmaz. Arizona Eyaleti sınırları içinde bulunan Grand Canyon, Amerika’nın en eski ulusal parkı. Grand Canyon, Colorado Nehri’nin toprağı milyonlarca yılda yarmasıyla oluşmuş olup 466 kilometre uzunluğunda, 400 metre ile 2.4 kilometre arasında değişen genişliğe sahip.

Las Vegas’dan pek çok tur şirketi otobüs ya da helikopter seçenekleri ile Grand Canyon’a günlük çeşitli seferler düzenliyor. Ben de Las Vegas’daki 3. günümde Grand Canyon Tour Company adlı şirketin 86$’lık “South Rim Bus Tour” adlı turuna katıldım. Sabah 6:30’da kaldığım otelden alındıktan sonra önce toplama merkezine geldik. Burada kahvaltı için herkese birer sandaviç ve meyve suyu dağıtıldı. Ardından saat 7:30’da 4 saatlik otobüs yolculuğuna başladık. Yol boyunca en ilgi çeken kısım yakın bir geçmişte açılan Colorada Nehri üzerine kurulan Hoover Dam Baraj ve Köprüsü’nü ziyaretimiz oldu. Yolda Las Vegas ve Grand Canyon ile ilgili belgesel görüntülerini izleme fırsatı bulduk. Grand Canyon’a yakın bir noktada Grand Canyon Railway adlı bölgede öğle yemeği için mola verdik (açık büfe öğle yemeği de fiyata dahil). Ardından Grand Canyon Ulusal Parkı’na giriş yaparak çeşitli noktaları (Mother Point, Grand Canyon Visitor’s Center, Yavapai Point,Bright Angel Lodge, Grand Canyon Village) ziyaret ettik. Dönüş yolunda otobüste Ocean’s Eleven filmi gösterilse de pek çok insan yorgunluktan uyukaldı. Las Vegas’a geldiğimizde saatler 21:00 gösteriyordu.

Ayrılık

5 günlük Las Vegas macerası göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Çok değişik anı ve deneyimlerle noktaladığım Las Vegas seyehatinden sonra sıra melekler şehri Los Angeles’a geldi. Amerika’nın eğlence ve oyun parkı Las Vegas’ı vakti ve parası olan herkesin görmesini şiddetle tavsiye ediyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: